Beyninizi Genç Tutmak İçin


18/6/2009 · Kategori: Önemli Konular

Hastalıklardan korumak,ileri yaşta da düşünce,hafıza ve entelektüel fonksiyonlarını korumak için şunları yapmalıyız.

Tüm vücut organlarının olduğu gibi beyninde sağlamlığını da genetik yapı etkiler. Fakat beynin kapasitesini maksimum güçte tutmak, hastalıklardan korumak,ileri yaşta da düşünce,hafıza ve entelektüel fonksiyonlarını korumak için şunları yapmalıyız.

Beslenme: Beyin, kanla beyne götürülen besin maddeleri ile beslenir.Normal koşullarda beynin tek enerji kaynağı şekerdir.


                                      Loadtr.Com

Beyni besleyen ve hastalıklardan kurtaran besinler

BVİTAMİNİ: Beynin en büyük dostudur.Başlıca et,balık,süt,yoğurt,muz,yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagiller de yüksek oranda bulunur.

E VİTAMİNİ: Hafıza ve öğrenme gücünü arttırır.Havuç,ıspanak,çilek,domates ve koyu yeşil yapraklı sebzeler ile bitkisel yağlarda,buğdayda bulunur.

KARBONHİDRATLAR: Unlu mamüller,baklagiller,patates,muz ve elma karbonhidrattan zengindir.Beynin enerji kaynağı olan şeker bu gruptandır.Balık yağlarından omega-3, bitkisel yağlardan omega 6 nayeti önem taşır.

A VİTAMİNİ: Balık,tereyağı,peynir, yumurta sarısı, havuç, patates,brokoli, yeşil ve sarı yapraklı sebzelerde tahılda ve kaysıda bulunur.

Beyni genç tutan besinler

Arı poleni,üzüm çekirdeği,A,E,C ve B vitamini,balık,yeşil çay,biberiye,zencefil, dereotu,fesleğen ve gingo biloba bitkisi,doğal yetişmiş yeşil yapraklı sebzeler ve mevsim meyveleri sıkça tüketilmelidir.

Hafıza geliştiren besinler

1) Balık ve balık yağı E ve C vitamini gingo biloba,ada çayı,yeşil çay, siyah çay,kahve,biberiye,zencefil,karabiber faydalıdır.Kakulenin beyni canlandırıcı etkisi vardır.

2) Düzenli spor yapma alışkanlığı edinmek gerekir.

3) Stresten olabildiğince uzak durmak ve yararlı hobiler edinmek beyni anlamsız yere yorup yıpratmamak

4) Bol kitap okumak,bulmaca çözmek,çalışmayı bırakmamak,hayatla bütünleşir ve zihni hep zinde tutar.

Bunların yanında düzenli check-up yaptırmak ve gerekirse doktor kontrolünde önleyici tedavi olmak gerekir.

Yorum (0) Yorum yaz!

Overclock(Hız Aşırtma)


14/6/2009 · Kategori: software

Bilgisayar kullanıcılarını kendi çapımda şöyle bir analiz ettim ve genel olarak üçe ayrıldıklarda karar kıldım. İlk sınıf kullanıcı tipi; bilgisayarlarını sadece iş için kullanıyor. Yani PC, evde değil genellikle ofis ortamında bulunmakta ve ona sadece sorun çıkarmadan çalışsın, iş görsün gözüyle bakılmakta. İkinci sınıf kullanıcı tipi; bol bol internette gezinen, arada tek tük need for speed veya fifa oynayan, bir miktar da ödevleri için kullanılan tipik giriş seviyesi bilgisayar kullanıcılarından oluşuyor. Üçüncü ve son sınıf kullanıcı tipi ise, bilgisayarı hayatının bir parçası olarak gören kişileri kapsıyor. Bu kişiler en yeni oyunları netten indirip deneyen, oyunu oynamayacak olsa da en iyi şekilde çalışması için optimize eden ve grafiklerine bakıp kapatan; çoğunlukla da bir daha o oyunun yüzüne bakmayan, en yeni filmleri yine netten indirip izleyen, forumlar, bloglar ve bilimum sosyal ağlar ve siteler üzerinde takılan, kısacası bilgisayarına her daim gözü gibi bakan kullanıcılardır. İşte bu kullanıcılar, içlerindeki mükemmeli arayış ve donanım ürünlerine bilimum para bayılış içgüdülerinin eşliğinde insanoğlunun doyumsuz bir varlık olduğunu hatırlamalarıyla, hız aşırtma işine soyunmuşlardır. Hız aşırtma yapan kişiler de kendi içlerinde ikiye ayrılır, ilk sınıf; overclock işleriyle hobi olarak uğraşmaya başlayan, sonradan kendini kaptırarak ciddi miktarlarda paralar harcayıp artk tüm saatlerini bu iş için ayıran kişilerden oluşur. Bu kişiler yeni bir oc donanımı çıktığında yanıp tutuşur ve bin dolar da olsa gider onu daha ülkemize gelmeden yurtdışından sipariş verir. Sonra onu limitlerine kadar deneyerek inanılmaz bir heyecan ve haz duyar. Bu onu başka bir oc delisi donanım çıkana kadar idare eder. İkinci sınıf ise, sadece bilgisayarını en düşük maliyetle en hızlı kullanmayı hedefler ve işine yarayacak en hızlı bilgisayarı elde etmenin arzusuyla temkinli overclock yapan kişilerden oluşur. Bu ikinci sınıf bence normal bir ev PC kullanıcısının olması gereken türdür fakat hız aşırtmanın asıl olarak birinci sınıf kullanıcıların yaptıklarıyla anlam kazandığını da belirtmeliyim. Artık geyiği kesip overclock nedir ne değildir, anlatıma geçebilirim.

Overclock (oc) Nedir?
Hız aşırtma, bir bilgisayar donanımının üretici firmanın belirlediği fabrika çıkış değerlerinden daha yüksek hızlarda çalışmasına zorlanması ve o hızlarda stabil şekilde çalışması işlemine verilen isimdir.

phoenix_bios

Yukarıda standart bir Award BIOS ekranını görmektesiniz. PC başlatılırken genellikle delete tuşuna basılarak ulaşılan bu ekrandan overclock için gerekli tüm ayarlara ulaşılabilmektedir. Yıllarca BIOS’a girmek bir öcü gibi gösterilmiş olsa da, korkulacak hiçbir şey yoktur. :)

Hız Aşırtma Nasıl Yapılır?
İlk başta overclock için gerekli olan şartlar oluşturulur. Birinci şart; odanın içi yeterince serin olmalı ve kasa içi hava sirkülasyonunun iyi sağlanmış olması gerekir. Eğer normal frekansında bile çalışırken fanı maksimuma dayanmış bir sistem sözkonu ise, 100 mhz bile oc olması beklenmemelidir. Eğer tozlanmış bir fan söz konusu ise, soğutucu plaka ve fan sökülüp iyice temizlenmeli ardından termal macun çok ince bir tabaka halinde işlemci üzerine tekrar sürülerek monte edilmelidir. Overclock esnasında kasa kapağının açık olması veya parçaların uzay montaj olarak kullanılması faydalıdır. Bu koşullar sağlandıktan ve işlemcinin iyi soğutulduğundan emin olduktan sonra hız aşırtma işlemine geçilebilir.

İlk olarak elimizde çarpanı kitli 2 Ghz’lik bir işlemci var diyelim. Bu örnek işlemcinin Vcore değeri 1.5 volt, FSB’si 200 mhz ve çarpanı 10x olsun. RAM’larımızın ise, çalışma frekansı 400 mhz, voltajı 2.5 V ve timing değerleri 3-3-3-8 olsun. System Bus hızı da 2000 mhz olsun.

Şimdi bu bileşenlerine sahip bir sistemi nasıl overclock edeceğimizi sırasıyla görelim:

1. BIOS’tan RAM ayarlarına girilerek 400 mhz olan çalışma hızı 250 mhz seviyesine kadar düşürülür. Burada tam 250 mhz gibi değerler bulunmayabilir, o nedenle misal 266 mhz değeri de uygundur. Ama genel olarak en az %40 oranında bir downclock yapılması gerekir. Bunun amacı işlemcinin maksimum çalışma hızını tespit etmektir. CPU’yu overclock etmek için FSB hızı arttırılırken RAM frekansı da yükseldiğinden bir değerden sonra RAM’lar yüzünden sistem açılmaz hale gelecektir. RAM’ları baştan yavaşlatıyoruz ki işlemciyi oc ederken bu sınıra takılmayalım. Bir diğer ayar da system bus hızı, bu değer de FSB artışıyla doğrudan bağlantılı olarak yükselen kuzey köprüsü hızıdır. Örneğimizde 2000 mhz olarak verdiğimiz bu değeri sadece çarpanını düşürerek azaltabiliriz. FSB hızı 200mhz olduğuna göre çarpanlar 1x, 2x, 3x, 4x ve 5x olarak yer alır. Biz bunu 3x’e getirdiğimizde system bus 1200 mhz’de çalışacak dolayısıyla işlemciyi sınırlamayacaktır. Hız aşırtma bittikten sonra bunu FSB’ye uygun bir değere getirmek gerekir. Örneğin 300 mhz FSB’ye kdar çıkılmışsa 4x çarpanı seçilerek kuzey köprüsünün 2400 mhz’de çalışması sağlanabilir. Fakat bu durumda ufak bir voltaj artımı gerekebilir. Standart olarak 1.5 volt ile çalışan bir kuzey köprüsünü 1.6 volta getirmekte bir sakınca yoktur. Fakat bunun performansa pek bir etkisi olmadığını düşünerek normal hızlarında yani 2000 mhz seviyesinde de çalışması tercih edilebilir.

2. Vcore değerini eğer auto’da ise, 1.5 volta alırız. Ardından FSB hızını 10 mhz’lik ufak miktarlarda artırırken(210, 220, 230, 240… ) her seferinde sistemi yeniden başlatıp, Windows tam açılana kadar bekleriz. Bu şekilde 4 kez restart edilip toplamda 40 mhz’lik artış yaptık diyelim. Bu basit bir hesapla: 40×10=400 mhz artışa yani toplamda 400+2000=2400 mhz’ye hız aşırtılmış bir işlemci anlamına geliyor. Beşinci denemede FSB’yi bir 10 mhz daha arttırınca Windows’un bu sefer sorunsuz başlayamadığını gördük(muhtemelen mavi ekran hatası aldık ve sistem kitlendi). Bu, işlemci voltajının yetersiz kaldığının habercisidir. Artık işlemcinin hiç ekstra voltaj vermeden 400 mhz’lik bir artışa imkan sağladığını öğrenmiş olduk. BIOS’ta Vcore olarak belirtilen 1.5 voltluk değeri 1.6 volt olacak şekilde arttırırız. Bunu yaparken dikkatli olmak gerekir, öyle ki hava soğutma ile işlemcinin standart voltajının en fazla %10’u kadar artış yapılması güvenlidir. Bundan sonrası soğutucunun ve PSU’nun kalitesine bağlıdır. Çünkü günümüzde kullanılan işlemcileri eskisi gibi FSB hızını veya çarpan değerini arttırarak yakamazsınız, çünkü işlemci zorlandığı anlarda throttle yaparak kendini koruyacaktır. Bu da yetmedi tümden sistemi kapatıp soğumasını sağlayacaktır. Fakat voltaj değişiminde bir koruma mekanizması yoktur ve siz yüksek bir voltaj verdiğinizde işlemci doğrudan kızararak kullanılmaz hale gelebilir. 1.5 standart voltajı olan işlemci için 1.65 volta kadar artış güvenlidir fakat ben 1.6 voltu kendi hız aşırtmam için üst limit olarak belirledim.

3. FSB ayarlarına gelinerek windows’un başlatılamadığı 50 mhz ayarı tekrar girilir. Bu sefer sistemin sorunsuzca açıldığını görürüz. Aynı şekilde 10 mhz’lik artışlarla devam edilerek işlemci limitine ulaşılır. Diyelim 90 mhz FSB’de artık sistem açılmıyor. İşte CPU’nun hava soğutmayla gidebildiği malsimum hız 80 mhz artışla: 80×10=800, 800+2000=2800 mhz’lik çalışma frekansıdır diyebiliriz.

4. İşlemcinin maksimum çalışma frekansını gördükten sonra ramların voltajını bir miktar arttırarak hızını kademe kademe yükseltiriz. Standart olarak 2.5 voltta çalışan ramlar çoğunlukla 2.8 volta kadar sorunsuz ve güvenli şekilde çıkabilmekteler. Fakat ramlarda voltaj arttırımına gidilirken bu işlemin basamak basamak yani 2.6, 2.7, 2.8 gibi denenerek yapılmasını tavsiye ederim. Birden verilen yüksek voltaj değerleri sistemde cold boot sorunlarına yol açarak, ramların zarar görmesine neden olabilir. Ramları da işlemciye benzer şekilde basamak basamak hızlandırarak çalışabildikleri maksimum hızı tespit ederiz. Diyelim ramlar da 500mhz’de sorunsuz çalışmakta, zaten FSB gibi geniş bir seçenek sunmadıklarından en fazla iki-üç basamakta maksimum değere ulaşılır. Ramlar DDR olduğundan, buradaki değerin ikiyle çarpılması gerekir. Yani ayarlarda 400 mhz olarak gözüken bir ram normalde 800 mhz’de çalışmaktadır.

5. Son olarak 3-3-3-8 olan RAM timing’leri denenerek 2-2-2-5 değerine ulaşılmaya çalışılır. Timing’ler ne kadar düşükse RAM’lar o kadar erken cevap verir dolayısıyla daha hızlı çalışır. Fakat bu değerlerden ilki yani CAS Latency olarak bilinen 2 değeri RAM’ı en fazla zorlayan ayardır. Bunu icabında 3 olarak bırakıp, diğer ayarlarda iyileştirme yapabilirsiniz. Zaten 400’den 500 mhz’ye oc olmuş bir RAM bu ayarlarda bir değişikliğe muhtemelen izin vermeyecektir. Sistemin RAM’lar yüzünden açılamadığı durumlarda, eğer BIOS’un otomatik ayar geri yükleme fonksiyonu yoksa award bios’un özelliği olan klavyedeki INSERT tuşuna basılı tutularak da bir önceki düzgün ayarlarda sistemin başlatılması sağlanabilir. Birçok yeni BIOS’ta ise bu otomatik olarak ayarlanmıştır ve sistem çakıldığında kendiliğinden önceki ayarlar korunarak sistem yeniden başlatılmaktadır.

6. BIOS’taki bütün değerleri düzgün şekilde ayarladıktan sonra, sıra geldi son basamak olan stabilite testine. Sistemin bu frekanslarda stabil olup olmadığını benchmark adı verilen birtakım testler yaparak tespit ediyoruz. Ben bunun için Futuremark firmasının ücretsiz olarak download edilebilen 3DMark06 yazılımını öneriyorum. Bu test hem işlemci-ram, hem de ekran kartı overclock işlemleri için güzel bir test aracıdır. Eğer bu program üç kez ard arda sorunsuz olarak benchmark işlemini tamamlayıp skor verirse, sistem stabildir diyebiliriz. Bundan sonra ise sistem hep o ayarlarda verdiğimiz örnekteki yaklaşık %40 oranında hızlandırılmış şekilde çalışacaktır. Tabi bu işlem sonucunda parçaların toplam ömründe bir kısalma olacaktır, fakat çok uzun ömre sahip parçalar olduğundan bu pek önemsenecek bir şey de değildir. Ama üretici firmalar yine de işlemcileri en uzun süre sorunsuz çalışacakları hızlarda etiketleyip piyasaya sürerler. Buna bir istisna olarak bazı ekran kartı üreticileri GPU’ları fabrika çıkışlı olarak hız aşırtılmış değerlerde piyasaya sürerler. Bu özellikle sık ekran kartı değiştiren ve en yüksek performansı arayan kullanıcı kitlesi hedeflenerek yapılmış bir işlemdir. Bu ekran kartlarının 3 sene kullanımdan sonra arıza verme ihtimali oldukça yüksektir. İki sene garantisi olan bu ürünler için pek iç açıcı bir şey değil fakat piyasadaki rekabet şartları firmaları biraz da buna zorluyor.

** Not: Yeni bir işlemciyi standart değerlerinde 24 saat kadar sürekli tam yük altında çalıştırmak, daha verimli oc yapmayı yani daha yüksek FSB değerlerine ulaşmayı mümkün kılabilir. Buna “Burn In” işlemi denilir.

21Hız aşırtma yaparken sisteminizde kaliteli ve güçlü bir PSU bulunmasına dikkat edin. Çünkü oc yapılan parçalar normalde harcadığından iki kata kadar daha fazla güç çekebilirler. Bu da PSU’ya binecek ciddi bir ekstra yük anlamına geliyor. Hız aşırtma yapayım derken güç kaynağını yakmak, donanımınıza büyük zarar verebilir ve şunu unutmamak gerekir ki; “PSU hiçbir zaman tek başına gitmez, yanında birkaç donanımı da götürür.” İşin şakası tabi bu… :)
Hız aşırtmada elinizi korkak alıştırın yani sabırsızlık yapmadan yavaş yavaş hızı arttırın fakat ilerlemekten ise asla çekinmeyin-korkmayın. En iyi overclocker’lar her zaman en cesur olanlardır ve bu cesaretin verdiği heyecan-haz apayrıdır. Bu işlere ufaktan başlayıp neticelerini almaya başlayınca birden kendinizi bu dünyanın içerisinde bulabilirsiniz. Özellikle Japonya’da overclock popüler bir hobi haline gelmiş durumda ve tüm dünyada firmaların soğutma ürünlerine verdiği önemle de bunun ayrı bir pazar haline geldiğini yavaş yavaş görmekteyiz.

Ekran Kartına Nasıl Hız Aşırtma Yapılır?
Kısaca bundan da bahsetmek gerekirse; ekran kartları GPU ve RAM hızları değiştirilerek oc edilmektedir. RAM hızı performansta ufak değişiklikler yaparken, GPU hızı performansı doğrudan etkilemektedir. Ekran kartının özelliklerinden veya Rivatuner, ATI Tool gibi yazılımlar aracılığıyla bu hızları Windows altından kolayca değiştirebilirsiniz. Yaptığınız değişiklik anında uygulanacak olup, bir oyuna girerek hemen deneyebilirsiniz.

GPU’yu 5 mhz’lik adımlarla, RAM’ı ise 10 mhz’lik adımlarla yavaş yavaş arttırarak her seferinde bir müddet oyun oynayıp veya bir ekran kartı benchmark yazılımı çalıştırıp sorun çıkarıp çıkarmadığını test etmelisiniz. Bu şekilde birkaç basamaktan sonra ekran kartı limitini bulmuş olursunuz. Rivatuner ve ATı Tool yazılımları ile bazı ekran kartlarında voltaj mod yapmadan da voltaj ayarlamaları yapabilirsiniz. Tercihen iyi bir ekran kartı soğutucu ile CPU’lardakine benzer ufak voltaj artımlarıyla, GPU’yu daha yüksek hızlarda stabil olarak çalıştırabilirsiniz.

Karşılaşılan Hatalar ve Nedenleri:
Mavi Ekran: RAM frekansı veya timing değerinin fazla arttırılması
Restart: İşlemci FSB’sinin fazla arttırılması, PSU’ya aşırı yük binmesi, RAM frekansı veya timing değerinin fazla arttırılması
Kitlenme: İşlemci FSB’sinin fazla arttırılması, işlemci ısısının aşırı yükselmesi, RAM frekansı veya timing değerinin fazla arttırılması
Sistemin Kapanması: İşlemci ısısının aşırı yükselmesi, PSU’ya aşırı yük binmesi
Ekranda Garip Üçgenler Belirerek Görüntünün Birbirine Girmesi: Ekran kartı GPU’sunun fazla hız aşırtılması, voltaj-güç eksikliği
Ekranda Yeşil, Sarı, Kırmızı Renklerde Noktacıklar Belirmesi: Ekran kartı RAM’larının fazla hız aşırtılması, voltaj-güç eksikliği
Windows’ta Değilken Bile Ekranda Yukarıdan Aşağı İnen Düz Çizgiler Çıkması veya Hiç Sinyal Gelmemesi: Ekran kartı GPU’sunun veya RAM’ının yanmış olması

Yazıdaki termlerin anlamı ve uygulama videousu için tıklayın!!

Yorum (0) Yorum yaz!

Ankara’nın göbeğinde boş duran… KIZILAY BİNASININ DÜNÜ, BUGÜNÜ


14/6/2009 · Kategori: Önemli Konular

26 Mayıs 2009

Ankara’nın merkezi dendiği zaman şu anda şaşırmadan herkesin ortak bir kanısı vardır. Bu merkez Kızılay’dır. Kızılay Meydanı dediğimiz büyük taşıt ve yaya kavşağıdır.

Ankara’nın kent merkezi olan Kızılay Meydanında bulunan ve 1979′da yıkılan Kızılay Binası geniş bahçe içinde, zamanında da meydana ismini veren bir binaydı. Bu üç katlı olarak inşa edilmiş ve başkentin simgelerinden biri olan Kızılay binası, üstelik 1930 öncesi yapılmış tüm binalar gibi “tarihi eser” olarak tescilliydi. Ama Yüksek Anıtlar Kurulu’nun ( bazılarına göre çoğunluk olmadan…) yaptığı bir toplantıda apar topar “Tarihi eser değildir” kararı çıkarıldığını ve binanın kısa sürede yerle bir edildiğini öğreniyoruz.

17.jpg

Bu defa “gözlem” başlığımızda ele almaya çalışacağımız konu Kızılay Binası. Yukarıda apar topar yıkıldığını söylediğimiz binanın yerine yapılan “Kızılay Rant Tesisleri” binasının, başka bir değişle şimdi orada boş duran Kızılay binasının hikayesine başlıyoruz…

Kentin yaklaşık seksenbeş yıl kadar öce başlayan hikayesi aslında Cumhuriyet Döneminin güncesi sayılabilir. Bu günce içinde “Yenişehir” Ulus Eski Kent Merkezine alternatif olarak yaratılan “modern Ankara” nın öncülüdür. Kızılay ve çevresi ise bu öncülün tam göbeğinde yer alır. “Tüm kentsel mekanlar geçmişten kopuşu yansıtmak, güne tanıklık etmek ve geleceğe aktarılmak üzere inşa edilmişlerdir. Ankara’da, bozkır toprağında, geçmişten kopmuş, geçmişe dair izleri barındırmayacak yeni bir yaşam, yeni bir toplumsallık, yeni bir gelecek tasarlanmıştır. Meydan bu yeniliğin, ilk tanığı ve yeni mekansal kurgusuna bir örnektir. Geçen zaman içinde meydanın ‘yeni olma’ durumu tüm kent gibi değişip dönüşmüştür.” Nur Çağlar, Kentsel Mekanın Dönüşüm Öyküsü

Nereden bakarsanız yazıklanacağınız, kurumlar arası diyalog bozukluğu mu denir, bürokratik tabakaların çözümsüzlüğü mü denir, iş bilmezlik ve kaynakların savurganca kullanılması diye mi tabir edilir; ne denirse densin bir başkentin hem de en mühim yerinde kullanılmayan devasa bir binanın hüznü Kızılay meydanına, oradan kaldırımlara ve oradan da daha iç sokaklara yayılmakta, kentte yaşayanlar her oradan geçişlerinde dalga dalga bu hüznü üstlerine almaktadırlar.

28.jpg

Üstelik 1980 başlarında “Kızılay Rant Tesisleri Mimari Proje Yarışması” o günlerin en önemli yarışmalarından ve projelerinden biridir. Proje yarışması ve sonuçları mimarlık ortamında konuşulmuş, yer tutmuştur. Üstelik o yıllarda “rant tesisleri” gibi tanımlamaların henüz ayıplanmadığını, her lafın sonunda küfür mahiyetinde kullanılmadığını düşünürsek…

Ve geliyoruz bugünlere. Çatısında büyük bir amblemin yer aldığı sarı üç katlı Kızılay Binası çoktan yıkıldı ve yerine dev bir çarşı merkezi yapıldı. Artık bahçesinde Kızılay maden suyu içilerek serinlenen küçük büfeyi göremiyoruz. Kızılay binası, önündeki bahçesi, küçük havuzu, maden sodası otuz sene öncenin anısıdır sadece.

38.jpg

Eski Kızılay binasından Güvenpark - Bakanlıklar görünüşü

BİNANIN BUGÜNKÜ ALGISI

Yapının bugün kullanılmıyor ve işlevsiz büyük bir kütlenin şehrin en işlek noktayı tutuyor olmasından dolayı Ankara’da binayla ilgili ağırlıklı eğilimin olumsuz olduğu söylenebilir. Sade vatandaş bu konuda her zaman olduğu gibi çaresiz, bu boşluğu, boş vermişliği vaka-i adiye den kabul ediyor.

LÜTFEN DEVAMINI DA OKUYUN

KAYNAK:

http://www.mimdap.org/w/?p=19848

Bu önemli bilgi için Mimdap'a sonsuz teşekkürler.Ankara'nın simgelerinin,tarihinin Ankara'nın nasıl yok edildiğini görüyorsunuz.Yapay parklardan önce kentin tarihinin öne çıkarılması gerekir.Kızılay'ın en güzel yerine bu büyüklükte yapı inşa edildi.Binaya baktığınızda çok rahatsız edici duruyor.Araya sıkışmış,estetikten uzak bir görünüm. Madem yapıldı kullanılsın kullanılmadan eskiyecek.Ülkemizde belediyeleri araştırırsak daha bunun gibi birçok olay rahatlıkla bulabilirsiniz.Çok acı bu kadar zengin bir ülkemiyiz?

inndustry

Yorum (0) Yorum yaz!

50 Cent biyografi


10/6/2009 · Kategori: Önemli Konular

50 Cent (d. 6 Temmuz 1976, New York), ABD'li ünlü rap şarkıcısıdır. Asıl ismi Curtis James Jackson III'dır.


Hayatı;

Curtis Jackson, New York Queens'in South Jamaica mahallensinde zor şartlar altında büyümüştür. Babasını tanımayan Curtis, 8 yaşına kadar annesinin yanında büyür. Annesi bir uyuşturucu satıcısıydı ve Curtis 8 yaşında iken öldürüldü. Kimlikleri belli olmayan kişiler annesi uyurken eve girip doğal gaz musluğunu açıp öldürmüşler. Annesinin ölümünden sonra Curtis büyük annesinde kalmaya başlar. Annesinin sayesinde uyuşturucu satıcılarına bağlantısı olan Curtis 12 yaşında iken o da uyuşturucu satmaya başlar. Lise yıllarında birkaç defa kısa süre için hapise düşen Curtis ilk ağır cezasını 19(1994) yaşında alır. 19 yaşında iken şu an 9(1997) yaşında olan oğlu Marquis dünyaya gelir.

50 Cent ilk önce rap camiasında tanınmış prodüktör ve Run DMC grubunun üyesi olan Jam Master Jay ve daha sonra dünyaca ünlü olan rapstarı Eminem tarafından keşfedilir. Jam Master Jay'in yardımıyla ilk müzik kontratını Columbia Records ile imzalar. Bu ilk antlaşmasından 5.000 $ alır ve bu parayı yine uyuşturucu alışverişine kullanır.

                                         Loadtr.Com
İlk klip çekiminden önce 9 kurşun yiyerek hastanelik olan Jackson'un kontratı bu olaydan sonra Columbia Records tarafından iptal edilir ve "Power of the Dollar" adlı albümü piyasaya sunulmaz.

Azmini kaybetmeyen Curtis Jackson demo ve mixtape çıkarmaya devam eder. Tesadüfen cd'lerden birtanesi Eminem'in eline geçer. Jackson'un cd'sini beğenen Eminem onunla bir anlaşma yapar. Bu kontrattan Jackson 1.000.000 $ alır ve "Get Rich or Die Tryin'" adlı ilk resmi albümünü müzik piyasasına sürer. "In da Club", "P.I.M.P." ve "If I Can't" gibi şarkılarıyla rap ve pop dünyasında kendisine bir isim yapar.


Albümleri

Guess who's back (2002)
50 Cent is the Future (2002)
No Mercy No Fear (2002)
Get Rich Or Die Tryin’ (2003)
The Massacre (2005)
The Massacre Special Edition (2005)
We are Soldiers, not soigers (2005)
Get Rich Or Die Tryin’ OST (2005)

50 cent feat.olivia candy shop 50 centin en büyük özeliklerinden birisi yaptıgı şarkıların hemen hepsinin birer hit parça olması hit çıkarmadaki başarısı kesinlikle yatsınamaz yaptıgı parçalardan ın da club ve ozelikle candy shop son yıların en büyük hitleri dünyanın her tarafındaki ozeliklede discolarda bu şarkılara rastlamak büyük bir olasılık bunun dışında just lıl bıt dısco ınforno p.ı.m.p 21 guestions outa control wanksta gibi şarkıları son yıların hitleirnden ilk albumu 11 milyon satarak son yıların en büyük çıkışını yapan 50 cent artık bir dünya starıdır ve kendisinden en çok gelişme beklenen bir sanatçıdır ilk albumu rap adına bir başyapıt olarak gosterilen 50 centin ikinci albumde neler yapacagı büyük bir merak konusu olmuştu artık ve iki sene sonra çıkardıgı THE MASSACRE albumu ozelikle amerikada büyük bir başarı sagladı ve sadace amerikada 4.500.000 milyonlık album satışı yakaladı ve bu album mariah careyinin albumunden sonra 2005 yılının en çok satan albumu oldu ancak albumden çok çıkardıgı singlar büyük bir patlama yaptı candy shop haftalarca amerika listelerinde bir numara kaldı onun dışında just lıl bıt dısco ınforno outa control ve the game e konuk oldugu how we do parçaları haftalarca listelerin üst sıralarından inmedi hatta oyleki bir donem ilk 10 içinde tam 4 50 cent şarkısına rastlık 1 numarada candy shop 3 numarada dısco ınforno 4 numarada the game ile yaptıklaro how we do ve 10 numarada ise yine the game e konuk oldugu hate love is ıt parçaları ile o donem listeleri altüst etti sonuçta 50 centin burun kıvıranıda olsa son yıların çıkardıgı ozelikle ticari anlamda en büyük şarkıcısı

Yorum (0) Yorum yaz!

Beşiktaş Tepkisiz Kalma


9/6/2009 · Kategori: Önemli Konular

Mehmet Topuz transferi işleniyordu programda Başkan Yıldırım Demirören ile   Ahmet Çakar konuşmasında görüşlerini bildirmek isteyen taraftar için yayın bilgileri.

İletişim Bilgileri
Meliha Avni Sözen Cad. No: 17 Mecidiyeköy

34387 - İSTANBUL

Telefon: 90 212 3558500

Fax: 90 212 2732287


Email: info@kanalturk.com.tr
serhatulueren@kanalturk.com.tr

Yorum (0) Yorum yaz!

Büyük yokoluşun sırrı çözüldü


9/6/2009 · Kategori: Önemli Konular


03 Haziran 2009 Çarşamba 12:52
250 milyon yıl önce dünyadaki canlıların yüzde 95'i aniden yok oldu. Bunun nedenini Türk bilim adamı çözdü. İşte yokoluş gizemi...
Amerikan Jeoloji Cemiyeti'nin “Bir Global Jeoloji Çalışması” adıyla yayımladığı kitabın tezi şu: 250 milyon yıl önceki yokoluş bir meteor düşmesi veya volkanik patlama sonucunda değil, o zamanki büyük okyanusun Karadeniz gibi oksijensiz kalmasından kaynaklandı

BİLİM insanları, yaklaşık 250 milyon yıl önce dünyadaki canlıların yüzde 95’inin yok olduğunu çok önceden ortaya koydu. Arkasından da bu büyük yokoluş üzerine teoriler geliştirmeye başladı. En yaygın ilk teori, bu büyük yokoluşun dünyaya çarpan bir meteordan kaynaklanmış olabileceğine ilişkindi.

Daha sonra bu görüş revize edildi ve Sibirya’daki Tungusko volkanik alanındaki büyük patlamanın asıl sebep olduğu tezi gündeme geldi.

İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi jeolog Prof. Celâl Şengör ve öğrencisi Saniye Atayman’ın Amerikan Jeoloji Cemiyeti tarafından yayımlanan tezi ise bu iki görüşün de doğru olmadığını gösteriyor.

OKSİYEN TÜKENİNCE...

“Bir Global Jeoloji Çalışması” adıyla yayımlanan kitaba göre, yokoluşun temel sebebi, 250 milyon yıl önce, dünyadaki kıtaların ayrışmadığı dönemde süper kıtanın ortasında yer alan okyanusun bizim Karadeniz’e dönüşmesi yani içinde teneffüs edilecek oksijen kalmaması. Bir süre sonra sıkışan gazlar da bir gazoz gibi köpürerek çevreye     yayılıyor ve okyanusun çevresini hayat alanı olarak seçen ve bu zehirli havayı soluyan bütün canlıları öldürüyor.



Fosil desteği

Prof. Şengör ve Atayman, bu teorilerini kitap haline getirmeden önce muhtelif uluslararası toplantılarda tebliğ olarak takdim etti. Bu tebliğ bilim çevrelerinde büyük bir tartışma başlattı. Bulunan fosil örnekleri teoriyi doğrularken, Amerikan Jeoloji Cemiyeti de tarihinde ilk kez iki Türk bilim insanı tarafından yazılan kitabı büyük bir hızla bastı ve bilim dünyasına sundu.

Prof. Şengör, halen Güney Afrika’daki Bernard Price Paleontoloji Enstitüsü’nde görev yapan ‘magister’ öğrencisi Saniye Atayman’ın biyoloji kökenli olmasının teoriyi destekleyen mantar fosillerin bulunmasında etkili olduğunu belirterek, Atayman’ın daha ilk tebliği ile dünya bilim çevreleri tarafından kabul gördüğünü söyledi.  (Radikal)

Yorum (0) Yorum yaz!

ACEMİ ER EĞİTİM BİRLİKLERİNDE KAYIT KABUL SİSTEMİNİN MODELLENMESİ VE SİMÜLASYONU


6/6/2009 · Kategori: Endüstri Konuları

 

         İnsan-işgücü-zaman temel unsurlarının planlanmasının önemli olduğu acemi er eğitim birliklerindeki kayıt kabul sistemi, acemi erlerin birliklere katılışlarından, eğitimin başlamasına kadar tamamlanması gereken işlemler sürecini kapsamaktadır. İşlemlerin en kısa zamanda tamamlanmasının amaçlandığı sistem, her birinde işlem yapılması gereken 12 adet departmandan oluşmaktadır. Model bir tesis planlama problemi olarak ele alınmış ve departmanlar arası mesafeler ve iş akışları dikkate alınarak problem simülasyon yardımı ile çözülmeye çalışılmıştır.

         Mevcut sistem Arena simülasyon programı ile simüle edilerek yapılan istatistiksel analizlerle departmanlarda hizmet etmesi gereken personel sayısı tespit edilmiştir.  Daha sonra sistem gezgin satıcı problemi olarak ele alınmış, toplam işlem ve kuyrukta bekleme zamanını minimize etmeyi amaçlayan güzergah bulunmaya çalışılmıştır. Bunu için alternatif simülasyon modelleri oluşturularak gezgin satıcı problemi olası güzergahları için toplam hizmet süresi, simülasyon çalışmalarıyla hesaplamıştır.

         Yapılan çalışmalarla en uygun  güzergah bulunmuş ve mevcut model ile teklif edilen model arasında 192 dakikalık (%15) bir iyileşme görülmüştür.

        

Anahtar Kelimeler: Simülasyon, Modelleme, Tesis Planlama, Kayıt Kabul Sistemi, Gezgin Satıcı.

39 sayfalık örnek rapor

Raporu indirmek için...

Yorum (0) Yorum yaz!

Olta At Hediye Kazan!


5/6/2009 · Kategori: İlginç,Komik ve Güzel Siteler

Arkadaşlar sistem çok basit üye oluyorsunuz, soldaki alandan olta atıyorsunuz size bi numara veriyo ve denk gelirse daha önce verilen laptop,ps,takı,lcd tv,mutfak eşyaları,vb.,daha birçok hediye  kazanıyorsunuz. Haftalık olarak yapılan çekilişlerdende hediyeler kazanabilirsiniz.Şansınızı deneyin.Bol şanslar!
Buradan üye olun.

Oltaat.com Dünya'da benzeri olmayan yepyeni bir İnternet hizmetidir. Sitemiz Üyelerimize bedava ürün kazandırmayı hedeflemektedir. Tamamen ücretsiz olan sitemizde hediye edilen ürünler reklam veren kişi ve firmalar tarafından sağlanmaktadır. Böylece üyelerimiz bilgisayar karşısında eğlenirken ve bedava hediyeler kazanırken siteye reklam verenler hedef kitlelerine ulaşmış olurlar.

Oltaat.com genç kadrosuyla, dinamizm ve heyecanını siz üyelerimizin göstermiş olduğu ilgiyle bütünleştirip İnternet ortamında bir ilke imza atmayı hedeflemektedir. Sizlerin de talep ve ihtiyaçları doğrultusunda sitemiz sürekli yenilenecektir fakat her zaman internette en kolay hediye kazanabileceğiniz site olarak kalacaktır.

Haydi Rastgele!

Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Link Ekle EkleBunu RSS Ekle Butonu iyi bloglar

SiteEkle.Web.Tr

Erken Rezervasyon Dizin