Soykırımı sömürgeciler yapar


26/5/2009 · Kategori: Sozde Soykirim

Geçenlerde bu  Prof. Dr. Türkkaya Ataöv'un yazısını gördüm.Ülkesinin tarihini bilmeyenler ve bilidiğini sanan utanan gruplarında okuması dileğiyle yayınlıyorum.Eğer biz soy kurutan bir toplum olsaydık Osmanlı Devleti'nin en geniş topraklara sahip olduğu dönemine (Osmanlı Devleti'nin en geniş sınırlarına ulaştığı 1699 yılında, devletin yüzölçümü, etki alanları ile birlikte 24 milyon km2'yi buluyordu. Çünkü, İslam âleminin halifesi, Osmanlı padişahı olduğu için, devletin etki alanı, hemen hemen tüm İslam dünyasını kapsıyordu. Gerçekten o dönemlerde, üç kıta topraklarında, Osmanlı padişahları adına hutbeler okunuyordu. Bu yönüyle düşünüldüğünde, devletin etki altında kalan topraklar, Afrika kıtasının ortalarına, Asya kıtasının en doğu ucuna kadar uzanıyordu.) ait haritaya baksınlar (üşenenler için ben ekledim) ve bizim ağzımızdan çıkacak bir lafla kaç tane ırkın yok olacağını düşünsünler.Acaba şu an komşularımızın hangisi bugünkü komşular olabilirdi.Bizim gibi gelişmiş ve adil bir devletle karşılaştıklarına şükür etsinler. Yazının bu kısmı herşeyi özetliyor.Sizce bu çağda bile bunu kim yapar. "Ermenileri ırksal ve dinsel olarak ilk tanıyan Osmanlı İmparatorluğu(bu arada İmparatorluk kelimesi yanlış biz devletiz sömürgelikle ilgimiz yoktur "Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye"-Yüce Osmanlı Devleti) yönetimidir."  Haçlı seferlerinden tutunda I. Dünya savaşına savaşma tarzlarına bakın bizim utanacak tarihimiz yok ne çocuk kestik ne kadın öldürdük ne de teslim olanı öldürdük.Bizim kaç yıl önceki halimize bakıp medeniyet öğrensinler hala öğrenemediklerini ABD'nin Irak halkına yaptıklarına baksınlar ve Osmanlının daha doğrusu Türk Devletleri'nin istedikleri dönemiyle kıyaslasınlar.Aslımızı inkar edip suçlu politikası güdenleredir bu yazım.

Eren Ünal


Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu’nun ABD ve Kanada’da düzenlediği toplantılarda konuştu. Sordular  “Soykırım iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye. Başta Abdullah Gül olmak üzere, Türkiye’yi yönetenlerin iyi okuması gereken şu yanıtı verdi: 
“Soykırım yapabilmek için o toplumun ilk önce ırkçı olması lazım... İngilizler, Fransızlar, Almanlar, Amerikalılar ırkçı olmuşlardır. Bunların ortak yönleri; devlet olarak sömürgeci ve emperyalist aşamaya gelmiş olmalarıdır. Kendilerinin ötekilerden üstün olduğunu ileri sürüyorlar. Bunun nedeni olarak mesela, ‘Biz beyaz olduğumuz için üstünüz’ diyor ya da ‘Hıristiyan olduğumuz için üstünüz’ diyor, yahut ‘Hıristiyanlık içerisinde Katolik olduğumuz ya da Protestan olduğumuz, Protestanlığın içerisinde Evangelist olduğumuz için üstünüz’ diyor. Bunlar sömürüyü kolaylaştırmak için ileri sürülen tezlerdir. Yüzyıllarca Türkler ve Ermeniler dostane, yan yana, barışçıl, hatta kardeşçe yaşadılar. Ermenileri ırksal ve dinsel olarak ilk tanıyan Osmanlı İmparatorluğu yönetimidir. Bu şekilde bir tanıma Batı ülkelerinde yok. Tarihi dedikodu ile değil de bilimsel yöntemlerle yazmazsanız böyle saçma iddialara maruz kalırsınız. Soykırımın kaynağı ırkçılıktır, bu da Türklerde yoktur.”
* Işık Kansu / Cumhuriyet

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mustafa Kemal ve Sözde Ermeni Soykırımı Savunması


14/5/2009 · Kategori: Sozde Soykirim

Sevgili okurlar… Ermeniler 94 yıl önce de bugünkü gibi, dünyayı olmamış bir soykırıma inandırmaya çalışıyordu.

1915’te zorunlu olarak uygulanan Ermeni sürgününden sonra Anadolu’da “Ermeni kıyımlarının” devam ettiği iddiaları kasıtlı olarak yabancı basında yer alıyor, Türk insanının kurtuluş mücadelesi baltalanmak isteniyordu.

7 Mart 1920 günü, Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’daki İtilaf Kuvvetleri delegeleri ile Amiral Bristol’a gönderdiği yalanlama telgrafı ilginçtir. Bu telgrafı, bugün 93 yaşında olan değerli yazar İsmet Bozdağ, 16 Ağustos 1980’de 3’üncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’la yaptığı bir mülakat sırasında onun özel arşivinden aldığını açıkladı. “Mustafa Kemal” imzalı telgraf şöyle:
* * *
“1)Mondros Mütarekesi’nin imzasından beri, kesin barışın yapılmasını bekleyen milletimiz, ülkenin elde kalan kısımlarının, çeşitli bahanelerle İtilaf Devletleri tarafından işgalini görmekle acı duymaktadır.

Bu durumun, barış konferansının haktanır kararı ile değiştirileceğini umut ediyorduk. Fakat kendi çıkarları için olumsuz akımlar yaratmayı iş edinenler ‘Anadolu’da yeniden 20 bin Ermeni’nin öldürüldüğü’ şeklinde ilginç ve kesinlikle gerçek dışı haberler uydurdu.

Bütün Anadolu’da, İtilaf devletlerinin ve Amerikan hükümetinin iyi haber alma kaynakları bulunduğu için, bu haberlere inanmayacağını ummuştuk. Fakat bugün, önemli yabancıların da bu haberlere inandıklarını ve ülkemiz bakımından hayati bir mesele saydığımız barış anlaşmasının geri bırakılacağını üzüntü ile duyuyoruz.
* * *
2)Maraş, Urfa ve dolaylarındaki çarpışmalar sırasında Türklerden, Fransızlardan ve Fransız askerleri arasında bulunan Ermenilerden kayıplar verildiği herkesçe bilinmektedir. Ancak bu Ermeni kıyımı değil, dışarıdan getirilen ve silahlandırılan Ermeni askerlerinin İslam halkına hırsla saldırıları sonucu, yerli halkın coşarak karşı koymaya başlaması ile meydana gelen çatışmaların tabii sonucudur. Şunu da eklemek gerekir ki işgal kuvvetlerine komuta eden kişiler, Ermenileri silahlandırarak görevlendirmese ve yerli halka adalet ve eşitlikle davranılsaydı, birçok insanın kaybını doğuran üzüntü verici çarpışmalar olmayacaktı.
* * *
3)Bu uydurma Ermeni kıyımı meselesinin de milletlerarası bir yüce kurul eli ile yerinde incelenmesi ve tüm dünyayı atlatmak için yaratılan bu kin ve hırs ürünü propagandaların niteliği hakkında, uygarlık ve insanlık dünyasının bir kere daha aydınlatılması ve bu suretle haksızlığa uğramış Türk milletinin, iğrenç ve alçakça bir suçlamadan arındırılması için, İtilaf Devletleri ve Amerika hükümetine bir kere daha başvuruyoruz.” Mustafa Kemal (7/3/1920)
* * *
Atatürk, Ermeni iddialarının asılsız olduğunu böyle anlatmış ve çirkin saldırıları geri püskürtmüştü.

Daha sonraki yıllarda aynı sorun pişirilip pişirilip defalarca önümüze sürüldü ve olaylarla hiçbir ilgisi olmayan Türkiye Cumhuriyeti soykırımla suçlandı! Şimdi durum kritik bir safhaya girdi…


Kaynak: Hürriyet Gazetesi–14.05.2009
Rahmi Turan

Yorum (yok) Yorum yaz!

Birşeyler yapmalıyız artık!


7/5/2009 · Kategori: Sozde Soykirim

Bir Pontus Soykırımı iddiası eksikti.Yunanlar kendilerinin  bize yaptıkları soykırımları unutup şimdi de Ermenistanın yaptıklarını yapmaya çalışıyorlar.Bizde de suç yok mu? Bize yapılanları ortaya getirmeyince onlarda biz birşey yapmamış demek ki deyip cesaret buluyorlar.

Bizim de artık bize yapılan soykırımları hiç değilse kendi ülkemizde tanıyalım içimden Türk Cumhuriyetlerinde demek geçiyor ama onlar bize sadece başı sıkışınca ilgi gösterirler.Azerbaycan gönül koyuyor.Ben haksız demiyorum ( bence de çıkarımızın olmadığı tek yanlı Ermenistanın fayda elde edeceği ve üstüne sözde zımbırtısını sürdüreceğini söyleye söyleye niye açalım.Ülkeler arası ilişkilerde ülkenin çıkarı önemlidir.) Ama Kıbrıs 'ı bile tanımıyorlar.Kıbrıs bağımsızlığı sadece Türkiye Cumhuriyeti dışında hiçbir ülke tarafından tanımayan de facto (uygulamada,fiilen) bağımsız cumhuriyet olarak  tanımlanıyor.Bizden de talep gitti mi gitmedi mi bilmiyorum.

 [Pakistan, Kuzey Kıbrıs’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke olmuştu. KKTC bağımsızlığını ilan ettiğinden sonra bir hafta geçmesine rağmen Pakistan ve Bangladeş’ten başka Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’ini tanıyan olmayınca İngiltere’nin baskısı ve Türkiye’nin ricası ile tanıma geri alındı. Ancak burada Pakistan bir adım attı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’i için özel bir statü ile ülkelerinde Maslahat Güzergahı düzeyinde kültür ve turizm ataşeliği açılmasına müsaade etti. 1988 yılında İslamabad’daki KKTC maslahat güzergahı’nın verdiği bir resepsiyonda Türkiye’yi temsilen Turgut Özal döneminin Dışişleri bakanı Ahmet Kurtçebe A. Timuçin de vardı. Pakistan’ın en üst düzeyindeki Politikacıları, sivil toplum örgütleri , entelektüeller, asker ve bürokrat kesiminden seçkin bir davetli topluluğu vardı.

Fırsattan yararlanarak Pakistan dışişleri bakanına “ Siz ilk önce Kuzey Kıbrıs’ı tanıyıp daha sonra neden vazgeçtiniz ?” diye sorulunca, gülümseyerek “ bu soruyu bana değil kendi Dışişleri bakanınıza sorun “ diye cevapladı. Hemen yanda bulunan Türk Dışişleri bakanı ve yetkilileri “ bunu daha sonra konuşuruz “ diyerek geçiştirdi.

Eğer Pakistan ve Bangladeş Kuzey Kıbrıs’ı bağımsız bir devlet olarak tanımaya devam etseydi başta İngiltere ve Amerika olmak üzere bu iki dost ve fakir ülkenin başına olmadık siyasi çoraplar örecekleri gibi ekonomik krizler de beraberinde geleceği için tanıma olayı rafa kaldırılmıştı.
] Alıntıdır

Neden Ermenilerin bize yaptığı soykırımı yapılmadı demek suç olmuyor ülkemizde.Elimizde belgeler var devlet belgesel,kitap,.. ne gerekiyorsa destek versin.Arşivlerimiz herkese açık gelin görün yerine biz gösterelim.

Rumların,Fransızların,İtalyanların,İngilizlerin,... bizim köylerimizde,şehirlerimizde yaptığı neydi? Dış politikada çok zayıfız.Sözde arabuluculuk yapacağımıza biraz kendi ülkemizin çıkarlarına bakmalıyız.

Madem Araplarla aramız çok iyi tanıtsak ya Ermenilerin bize yaptığı soykırımı.(Bunu yazmamın nedeni devamlı sıcak temaslar kuruyor ya  hükümetimiz hani bizi kırmazlar artık :)

Kendi ülkemizin ekonomik durumuyla uğraşacağımıza üzerimize gelecek bu çamurlarla uğraşarak kaynak israfına uğrayacak ülkemiz.Bu olayların neden bu hükümet döneminde artış gösterdiği de düşünülmeli.Bir düşünün bakalım.

Eren Ünal

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ermeni meselesi bitmeden şimdi de Pontus çıktı


7/5/2009 · Kategori: Sozde Soykirim

Türkiye'nin kardeş ülkesi Azerbaycan ile ilişkilerinin gerilmesi pahasına giriştiği Ermeni meselesi halledilmeden şimdi de Pontus sorunu çıktı...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, daha Dışişleri Bakanı iken açık açık söylemişti;
“Türkiye’nin önümüzdeki dönemde en çok uğraşacağı konu, Ermeni iddialarıdır” demişti.
Gül haklı çıktı; Son iki yıldır Türkiye, gerek ABD’den, gerekse Avrupa ülkelerinden birbiri ardına gelen Ermeni soykırım karar ya da karar tasarı”larından başını alamaz hale geldi.

Ancak bugünlerde ortaya çıkan gelişmeler, Gül’ün haklı olmakla birlikte, “eksik söylediğini” de ortaya çıkardı.
Artık Türkiye’nin önünde “soykırım” iddiası olarak sadece Ermeni olayları yok; Bir de “Pontus soykırımı” iddiaları ile uğraşacak gibiyiz yakın gelecekte.

“Pontus soykırımı” kararı, ilk kez Yunan Parlamentosu tarafından kabul edilmişti. Ancak Yunanlılar, uğraşmalarına rağmen, bugüne kadar “Pontus soykırımını” başka ülkelere kabul ettirmeyi başaramadılar.

Ta ki, geçen aya kadar;
Geçen ay, Avustralya’nın altı eyaletinden biri olan Güney Avustralya Parlamentosu bir karar kabul etti. Kararda, 1915 olayları “Ermeni soykırımı” olarak adlandırıldı.

Ancak Güney Avustralyalıları sadece Ermeni konusu kesmemiş olacak ki, kararı “genişletiverdiler.”
Güney Avustralya Parlamentosunun hem alt, hem de üst kanatlarından ayrı ayrı geçen kararda, Türkiye 1915-1923 yılları arasında sadece “Ermeni soykırımı” yapmakla suçlanmadı. Ayrıca, “Pontus, Süryani ve Küçük Asya’daki diğer azınlıklarla” ilgili tüm yaşananlar, çatışmalar, ölümler, hepsi “soykırım” olarak ilan ediliverdi.
Dışişleri Bakanlığı da bugün yaptığı bir açıklama ile, kararı “üzüntü ile” karşıladığını açıkladı.

Ancak Türkiye “üzülse” de, karar alındı.
Türkiye, Azerileri küstürmek pahasına, Ermenistan’la “uzlaşma yolları” aranmaya, yol haritaları geliştirilmeye başlamıştı. Bundan sonra karşımıza çıkabilecek, “Pontus” ya da “Süryani” soykırım iddiaları konusunda nasıl bir “yol haritası” izleneceği ise meçhul…

Kaynak:Hürriyet 07.05.2009

Yorum (1) Yorum yaz!


Link Ekle EkleBunu RSS Ekle Butonu iyi bloglar

SiteEkle.Web.Tr

Erken Rezervasyon Dizin