» Çok Katmanlı Yapay Sinir Ağları-1

Çok Katmanlı Yapay Sinir Ağları-1 |  görsel 1


  Giriş Yapay sinir ağları, "biyolojik sinir sisteminde olduğu gibi, gerçek yaşam nesneleriyle etkileşmeyi amaçlayan basit elemanların ve onların hiyerarşik düzenlemelerinin paralel, içice bağlantılı ağları" olarak tanımlanabilir (Kohonen 1987). Şekil 1'de görüldüğü gibi, genel sinir ağı modeli, işlem elemanları ile karakterize edilir. Bir işlem elemanı, beş elemandan oluşur. Bunlar; a)   Bilgiyi işlem elemanına getiren girdiler: Bilgi, diğer işlem elemanları veya ağ dışı kaynaklardan sağlanır. Bazen, işlem elemanları, kendi kendine bilgi verebilir. b)  Belirli bir girdinin işlem elemanı üzerindeki etkisini tanımlayan ağırlıklar: Bu ağırlıklar, doğru çıktıyı üretmek üzere, ağın optimum ağırlık değerlerini bulmak için öğrenme esnasında değişirler. Başka bir deyişle, bu ağırlıklar öğrenme esnasında optimize edilirler. c)  İşlem elemanının ağırlıklı girdilerini birleştiren birleştirme fonksiyonu: Şekil 2'de verildiği gibi, birçok birleştirme fonksiyonu vardır. Bunlardan en yaygın olanı, ağırlıklı girdileri toplayan toplama fonksiyonudur. d)  Birleştirme fonksiyonunun sonucunu değerlendiren transfer veya aktivasyon fonksiyonu:Birleştirme fonksiyonunda olduğu gibi, birçok transfer fonksiyonu vardır. Yine Şekil 2'de gösterildiği gibi, en yaygın olarak kullanılanlar, sigmoid fonksiyonu, lineer fonksiyon ve step fonksiyonudur. e)  Transfer fonksiyonunun sonuçlarını alan ve bu sonuçları bağlantılı olduğu işlem elemanlarına veya ağ dışı kaynaklara gönderen çıktılardır. İşlem elemanlarının bir grubu, katman olarak adlandırılan bir yapıyı oluşturur. Genellikle, bir katmandaki her bir işlem elemanı, aynı birleştirme ve transfer fonksiyonu ile aynı öğrenme kuralına sahiptir. Tipik bir sinir ağı, Şekil 3'de gösteri...

Devamını Oku

» ASQ-Failure Mode Effects Analysis (FMEA)

ASQ-Failure Mode Effects Analysis (FMEA) |  görsel 1


  Also called: potential failure modes and effects analysis; failure modes, effects and criticality analysis (FMECA). Failure modes and effects analysis (FMEA) is a step-by-step approach for identifying all possible failures in a design, a manufacturing or assembly process, or a product or service. “Failure modes” means the ways, or modes, in which something might fail. Failures are any errors or defects, especially ones that affect the customer, and can be potential or actual. “Effects analysis” refers to studying the consequences of those failures. Failures are prioritized according to how serious their consequences are, how frequently they occur and how easily they can be detected. The purpose of the FMEA is to take actions to eliminate or reduce failures, starting with the highest-priority ones. Failure modes and effects analysis also documents current knowledge and actions about the risks of failures, for use in continuous improvement. FMEA is used during design to prevent failures. Later it’s used for control, before and during ongoing operation of the process. Ideally, FMEA begins during the earliest conceptual stages of design and continues throughout the life of the product or service. Begun in the 1940s by the U.S. military, FMEA was further developed by the aerospace and automotive industries. Several industries maintain formal FMEA standards. What follows is an overview and reference. Before undertaking an FMEA process, learn more about standards and specific methods in your organization and industry through other references and training. When to Use FMEA When a process, product or service is being designed or redesigned, after quality function deployment. When an existing process, product or service is being applied in a new way. Before developing control plans for a new or modified process. When improvement goals are planned for an existing pro...

Devamını Oku

» FMEA Hata Türleri Ve Etkileri Analizi

FMEA Hata Türleri Ve Etkileri Analizi |  görsel 1


      Mal ve hizmetlerde kalite artık her zamankinden daha önemli. FMEA (Hata Türü ve Etkileri Analizi) hataların müşteriye ulaşmadan engellenmesini hedefliyor ve kaliteyi mükemmelleştiriyor. Bu sistem, her türlü üretim sürecine uygulanabiliyor.   Her sektörde arzın arttığı ve iletişim teknolojilerinin çok geliştiği günümüz ekonomisinde işletmeler, varlıklarını devam ettirebilmek için sadece ucuz mal ya da hizmet üretimini değil, hem ucuz hem de müşteri ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacak kalite düzeyinde ürün ya da hizmet üretmeyi hedeflemek zorundadır.   Kalite konusunda önemli çalışmaları bulunan Dr. Deming yöneticilere verdiği öğütlerde gerçek karın ürünlerinizi bir kez alan çok sayıda müşteriden değil, sizin ürünlerinize güvenen ve her defasında sizin ürünlerinizi tercih eden sadık müşterilerden sağlanacağını söylemiştir. Rekabet avantajını sağlayabilmek ve Dr. Deming’in bahsettiği türden sadık müşteriler kazanabilmek için işletmeler ürünlerinin hem maliyetlerini aşağıya çekmeli, hem de ürünlerin müşteri beklentilerini eksiksiz karşılayacağını garanti etmelidir.   Bunu sağlayabilmek için ya üretilen ürünlerde ya da sunulan hizmetlerde hiçbir hata yapılmaması, ya da meydana gelen hataların etkisinin azaltılması gerekmektedir. FMEA (Hata Türü ve Etkileri Analizi) işletmelerde hata türlerini azaltan bir yaklaşımdır.   FMEA NASIL İŞLER?   FMEA’yı şu şekilde tanımlayabiliriz: tasarım, proses, sistem ve hizmet ile ilgili bilinen ve/veya olası hataları, yanlışları ve problemleri müşteriye ulaşmadan belirlemeyi tanımlamayı ve ortadan kaldırmayı amaçl...

Devamını Oku

» The Principles of Motion Economy



  The principles of motion economy were first used by Frank Gilbreth, who listed them as ‘rules for motion economy and efficiency’; from time to time other investigators have added to and amplified the principles. Additional research is greatly needed which will enlarge our knowledge of the inherent capacities of the various limbs of the human body.  The principles of motion economy are grouped under three headings: use of the human body arrangements of the workplace design of tools and equipment It is necessary for a productivity analyst to know the laws of motion economy that are useful in both workshops and offices, since they cannot develop an effective new method without such knowledge. These are as follows: Use of the human body When possible: The two hands should begin and complete their movements at the same time The two hands should not be idle at the same time except during periods of rest Motions of the arms should be symmetrical and in opposite directions and should be made simultaneously Hand and body motions should be made at the lowest classification at which it is possible to do the work satisfactorily Momentum should be employed to help the worker but should be reduced to a minimum whenever it has to be overcome by muscular effort Continuous curved movements are to be preferred to straight-line motions involving sudden and sharp changes in direction ‘Ballistic’ (i.e. free-swinging) movements are faster, easier and more accurate than restricted or controlled movements Rhythm is essential to the smooth and automatic performance of a repetitive operation. The work should be arranged to permit easy and natural rhythm whenever possible Work should be arranged so that eye movements are confined to a comfortable area without the need for frequent changes of focus Arrangement of the workplace Definite and fi...

Devamını Oku

» Geçmişte Düzenlenen Ankara EM'ler



  Ankara Endüstri Mühendisliği Platformu   1. Ankara EM (2001) - Bilkent Üniversitesi OR Topluluğu 2. Ankara EM (2002) - Gazi Üniversitesi Endüstri Topluluğu 3. Ankara EM (2003) - Çankaya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Kulübü 4. Ankara EM (2004) - ODTÜ Verimlilik Topluluğu 5. Ankara EM (2005) - Başkent Üniversitesi Verimlilik Topluluğu 6. Ankara EM (2006) - Atılım Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğrenci Kulübü 7. Ankara EM (2007) - Çankaya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Kulübü 8. Ankara EM (2008) - TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Verimlilik Topluluğu 9. Ankara EM (2009) - Başkent Üniversitesi Verimlilik Topluluğu 10.Ankara EM (2010) - Çankaya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Kulübü (Marka Yönetimi) 11.Ankara EM (2011) - Atılım Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğrenci Kulübü (Girişimcilik) ...

Devamını Oku

» NFPA 20: Changes To The Standard On Fire Pumps

NFPA 20: Changes To The Standard On Fire Pumps |  görsel 1


  Regardless Of Whether The 2013 Edition Of NFPA 20 Will Be Applicable To Your Next Project, Fire Protection Engineers Need To Be Aware Of The Changes To The Standard. By Milosh Puchovsky, PE, FSFPE, Worcester Polytechnic Institute, Worcester, Mass 15.11.2012 Fire pumps serve as critical and essential components of many water-based fire protection systems such as sprinkler, standpipe, foam water, water spray, and water mist for a wide range of commercial and industrial applications. Where determined to be necessary through hydraulic analysis or other purposes, a fire pump installation provides for the required water flow and pressure for the fire protection system. Without a properly designed and installed fire pump, the fire protection system cannot be expected to meet its objectives.    This article reports on certain key changes to the 2013 edition of NFPA 20, Standard for the Installation of Stationary Pumps for Fire Protection, which was released in the summer of 2012. It is assumed that the reader has a basic understanding of the use of fire pumps, fire pump installation requirements, and the role of NFPA in establishing these requirements.  Overall, NFPA 20 received 264 proposals for revision, 135 official follow-up comments, and 2 successful floor actions at NFPA’s 2012 Technical Reporting Session in Las Vegas. Fire pumps, whether centrifugal or positive displacement, are specifically listed as such, and the standard was revised to clarify that only fire pumps can be used for fire protection. The previous edition addressed “other pumps” with different design features than those addressed by the standard, and permitted such other pumps to be installed where listed by a testing laboratory. However, because all electric motor driven pumps are listed as electrical devices, some interpreted this provision as allowing the use of any electric motor driven pump as a fire pump. This wa...

Devamını Oku

» Driving an Efficient Enterprise

Driving an Efficient Enterprise |  görsel 1


  Driving an efficient enterprise to meet business and environmental goals With industry consuming over 31% of the world’s energy, businesses are becoming more aware of the need to produce more whilst using less energy. Companies of all sizes are integrating energy management systems into their organizations to improve their bottom line, competitiveness and compliance, while minimizing the impact on the environment. Effective energy management is achieved through proper identification of challenges and then turning the challenges into useful opportunities through strategized mitigation plans with several key options for different approaches. With integration of energy and operation management systems, the same can be obtained. Csepel Wastewater Treatment Plant By effectively deploying an integrated energy management system, Csepel Wastewater Treatment Plant was able to boost productivity by 76%. Located in Budapest, Hungary, Csepel is the largest facility of its kind in the European Union with a capacity of 350,000 m3/day. To comply with the 1994 Sophia Convention, and to standards established by the EU, the plant partnered with Schneider Electric to take on the full responsibility of process and energy management. The tailored energy management solution allowed Caspel to reach 95% of wastewater treated instead of 54%. The new wastewater treatment plant allows for energy efficiency, at the same time reducing design cost by 15%. Taking a Structured Approach Efforts to improve energy management require a combination of different approaches. These include focusing on improving efficiencies of the installed physical assets themselves, changing energy usage patterns of operators and other staff, or the introduction of stand-alone systems. Enabling organizations to manage their energy dilemmas and make more accurate decisions about energy use, supplier allocation and load shedding, there is a growing trend towards t...

Devamını Oku

» 3D Yazıcısıyla Yarı Otomatik Tüfek Üretti

3D Yazıcısıyla Yarı Otomatik Tüfek Üretti |  görsel 1


Tüfek mi almak istiyorsunuz? Almanıza hiç gerek yok. ABD'de bir kullanıcı, 3D yazıcısıyla yarı otomatik tüfek yapmayı başardı. Bilgisayar çevre birimlerinin belki de en önemlilerinden olan yazıcılar, gün geçtikçe daha komplike ürünler haline geldi. Özellikle üreticilerin kullandığı 3D yazıcılar artık son kullanıcıların erişebildiği fiyatlara indi. Bu sayede gelişmiş yazıcılar, evlerimize girmeye başladı. Michael Guslick adlı amatör silah üreticisi, AR-15 tarzı yarı-otomatik silaha ait yapım şemalarını internettten indirdi ve üç boyutlu yazıcısından çıkardığı detaylı şablonlarla, ilk silahını üretmeyi başardı. HaveBlue adlı bir şirkette mühendis olarak çalışan Guslick, internette bir foruma gönderdiği yazıda 3D yazıcısı ile kendisinin ürettiği 22 kalibrelik silahla 200 el ateş ettiğini açıkladı.   Silahın büyük bölümünün plastikle yapıldığını belirten Guslick, geriye kalan kısımları da metal parçalarla birleştirdiğini söyledi. Huffington Post'a yaptığı açıklamada, silah yapımına dergileri karıştırarak karar verdiğini belirten Guslick, 22 kalibrelik pistol tarzı silahın daha önce kullandığı pek çok gerçek silahtan daha güvenli olduğunu belirtti. Bu üretimin ardınan bu yöntemi AR-15 tarzı yarı otomatik bir silaha uyarlayan Guslick, ürettiği bu silahın Batman Kara Şövalye filminin gösteriminde yaşanan katliamda kullanılan silahla aynı model olduğunu ve bunu üretmenin çok da zor olmadığını belirtti. Ancak Guslick, yarı otomatik silahın ilk denemelerinde iyi performans verdiğini söylese de bazı ufak tefek sorunların hala bulunduğunu belirtti. Amatör silahçı, kendisi tarafından üretilen silahın, ilk 3D yazıcı yapımı silah olarak tarihe geçerken bu projede...

Devamını Oku

» Arama motoru rekabeti İstanbul’dan başladı

Arama motoru rekabeti İstanbul’dan başladı |  görsel 1


  Rus arama motoru Yandex, Google’a açtığı rekabet savaşında ilk cephesini Türkiye olarak belirledi. Alman Der Spiegel dergisinin son sayısında da geniş yer bulan Yandex, dünyanın en büyük arama motoru Google’a karşı savaşını Türkiye’den başlattı.   Dünyanın en kapsamlı arama motorları Google ve Bing’in ardından gelen Yandex’in Rusya hükümeti tarafından da büyük destek gördüğünü yazan dergi, şirketin öncelikli hedefinin Türkiye’de Google’dan yüzde 20’lik pazar payı çalmak olduğuna yer verdi. Türkiye’de kullanıcılara ‘Kuran ayetlerini arama’ ve kronik trafik sorununun bulunduğu İstanbul’da ‘anlık trafik bilgisi içeren harita’ gibi özelliklerle farklı özellikler sunan Yandex’in, Boğaz’da kurulan ofisiyle de bu konuda iddialı olduğu ifade edildi. Almanya’ya ısınıyor Der Spiegel’e yaptığı açıklamalarda, Google’a alternatif arayan Brezilya, Tayland, Polonya ve Almanya gibi ülkelere odaklanmak istediklerini anlatan Yandex CEO’su Arkady Volozh, “Haziran ayında Almanya pazarını da incelemeye aldık. Başlangıç olarak Hanover Üniversitesi tarafından yönetilen MetaGer.de ile ortaklık anlaşmasına imza attık. Almanya’da Google’ın erişemeyeceği oranda tık almaya hazırlanıyoruz” diye konuştu. İki yıl içinde çalışan sayısını ikiye katlayarak 3 bin 500 kişiye çıkan Yandex, Rusya’da yüzde 60 pazar payıyla liderlik koltuğunda oturuyor. ABD’li arama motoru devi Google’ı, faaliyet gösterdiği bütün pazarlarda yenme hedefiyle hareket eden Yandex, 2010 yılında yüzde 18 olan Ukrayna’daki pazar payını geçtiğimiz ...

Devamını Oku

» İşsize 750 TL Maaş Ancak Bir Şartla



Çelik, tezgah başında çalışarak iş öğrenecek bu kişilerin 6 ay süreyle devletten günlük 25 lira (aylık 750 TL) maaş alacağını belirtti. Çelik, düzenlediği basın toplantısında bakanlığının çalışmaları hakkında bilgi verdi. Çelik, işsizleri meslek sahibi yapmak amacıyla işbaşı eğitim programı başlatacaklarını, bu uygulamayla vasıfsız elemanı tezgah başında eğiteceklerini ifade etti. Çelik, 6 ay sürmesi planlanan eğitim boyunca katılanlara günlük 25 lira ödeneceğini ve sigortalarının yapılacağını anlattı. İŞKUR'a kayıtlı işsizler arasından seçilecek kişiler, işi bizzat yerinde öğrenmek üzere işverene gönderilecek. İşçi bu sayede hem işi öğrenecek hem de işverene kendini kanıtlama fırsatını elde edecek. Bu süre içerisinde maaşı devlet tarafından karşılanacak. Çelik, programın bütçesi konusunda bir tavan belirlemediklerini, yetersiz kaldığı takdirde kaynakların artırılabileceğini bildirdi. 8 MİLYON KİŞİNİN PRİMİ DEVLETTEN Çelik, meslek kursları için işçilere ödenen günlük 15 liralık harçlığın da 20 liraya çıkartıldığını söyledi. Ancak bu kurslar daha kısa sürede tamamlanıyor. Yeşil kartlıların çalışmaktan kaçındığına ilişkin iddiaların anımsatılması üzerine Çelik, bugüne kadar 11 milyon 600 bin kişinin gelir testi yaptırdığını, 8 milyon 45 bin kişinin priminin devlet tarafından karşılanacağını söyledi. Çelik, "Önümüzdeki dönem içerisinde kendilerine birkaç kez iş sunduğumuz ve mesleki eğitim imkanı sağladığımız yeşil kartlılar, çalışmama konusunda bir direnç gösterirlerse yeşil kart imkanından mahrum olacaklardır" dedi. KIDEM TAZMİNATI  GÜNDEMDE DEĞİL Kıdem tazminatı tartışmalarına da değinen Çelik, yıllar...

Devamını Oku



Endüstri Mühendisleri Buraya

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.